Rüzgar Enerjisi

Rüzgar Enerjisi

Günümüzde insanların günlük ihtiyaçlarını sürdürebilmeleri ve tüketim malzemelerini elde edebilmeleri için gereken enerjinin büyük bir kısmı fosil yakıtlar yardımıyla üretilmektedir. Fosil yakıtlarla elektrik üretiminin birçok dezavantajı bulunur. Fosil yakıtların sınırlı olması, günden güne bu kaynaktan elde edilen enerjinin maliyetini yükseltmektedir. Ayrıca fosil yakıtlarla enerji üretimi sırasında yüksek karbon salınımından dolayı çevre zarar görmekte; küresel ısınmaya sebep olunmaktadır.

Başta gelişmiş ülkeler olmak üzere birçok ülkenin çevrenin korunumu noktasında bilinçlenmesi sonrasında çevrenin korunması amacıyla fosil yakıtlardan enerji üretiminin sınırlandırılması kararlaştırılmıştır. İnsanlığın medeniyetini koruması ve daha da ileriye taşıması için ise çevreci kaynakların kullanımının artırılması amaçlanmıştır. Diğer birçok kaynakla beraber rüzgar da çevreci enerji kaynakları arasındadır.

Rüzgar enerjisi belki de binlerce yıldır insanlar tarafından kullanılmaktadır. İnsanlığın ilk dönemlerinde gemilerin hareket ettirilmesi, tarım ürünlerinin öğütülmesi gibi amaçlarla kullanılırken günümüzde rüzgarın sahip olduğu kinetik enerji elektrik üretmek amacıyla kullanılmaktadır. Rüzgarın oluşumu bölgeler arasındaki basınç farkından kaynaklanır. İki farklı basınç bölgesindeki hava hareketini rüzgar olarak hissederiz. Rüzgar bu hareketi sırasında kinetik enerjiye sahiptir. Yapılması gereken şey rüzgarın sahip olduğu kinetik enerjiyi, mekanik yardımcılar sayesinde elektrik enerjisine çevirmektir.

Rüzgar enerjisinin kullanımı için birçok faktörün bir arada bulunması gerekir. Örneğin, rüzgarın yıl içerisindeki akış hızı farklılıklarının oldukça fazla olduğu noktalar rüzgar türbinleri kurmak için uygun alanlar değildir. Rüzgar türbinlerinin kurulacağı alanların yıllık rüzgar akış hızı farklılıklarının minimum olması, ölçülen değerlerinin maksimum ve minimum sınırlarının da türbine zarar vermeyecek derece olması beklenir.

Rüzgar türbinleri genelde elektrik ihtiyacının fazla olduğu alanlardan oldukça uzağa kurulmak zorundadır. Bunun sebebi, türbinlerin dönmek için kesilmeyen rüzgar enerjisine ihtiyaç duymalarıdır. Şehirlerin rüzgarları kesmek gibi bir özelliği bulunur. Türbine kadar yavaşlayan rüzgar, verimli şekilde elektrik enerjisi üretemez. Bu sebepten ötürü rüzgar türbinleri dağlara, ovalara, geniş düzlüklere kurulur. Ayrıca verimin maksimize edilmesi amacıyla çeşitli projeler yardımıyla deniz üzerine de rüzgar türbinleri kurulmaktadır. Deniz üzerine kurulan rüzgar türbinlerine offshore santraller adı verilmektedir. Rüzgar enerjisinin çevreci olması, elektrik enerjisi üretiminde rüzgar enerjisinin özel bir yer tutmasını sağlar. Ayrıca ufak yer kaplaması, günün her saatinde üretim yapılabilmesi gibi avantajlarından dolayı bazı bölgelerde güneş enerjisine ve diğer yenilenebilir enerjilere karşı tercih edilmektedir.

Rüzgar enerjisinin kullanımının görece düşük olmasının altında yatan sebep ise yatırım maliyetlerinin yüksek olmasıdır. Kurulan santrallerin, enerji ihtiyacının yüksek olduğu bölgelere uzak olması, üretilen enerjinin nakil edilmesi sorununu ortaya çıkarır. Bu sorun da ancak yüksek yatırım ile mümkün olabilmektedir. Ülkemiz gelecek projeksiyonları sayesinde yenilenebilir enerjilere önem vermektedir. Bu amaçla yenilenebilir enerjinin her türlüsüne yüksek teşvikler verilmekle birlikte rüzgar enerjisi bu teşviklerden büyük bir pay almaktadır.

Rüzgar yoğun bölgelerde kurulan rüzgar enerjisi santralleri sayesinde ülkenin enerjide dışarıya olan bağımlılığının azaltılması amaçlanmaktadır. Ayrıca fosil yakıtların fiyatlarına göre sürekli artıp azalan enerji fiyatlarının da uzun süreli olarak sabit bir fiyata indirgenmesi amaçlanmaktadır. Ülkemizin genelde dağlık olması, rüzgar enerjisi açısından birçok bölgeyi potansiyel santral bölgesi haline getirmektedir. Yapılan ölçümlere göre Türkiye’nin rüzgar enerjisi potansiyeli yaklaşık olarak 48000MW’dir. Günümüzde bu potansiyelin küçük bir kısmı kullanılmakla birlikte yatırımlar her geçen gün artmaktadır. Özellikle birinci derece alanlar olan Çanakkale ve Balıkesir; ikinci derece olan İzmir ve Muğla; üçüncü derece olan Hatay’da rüzgar enerjisi santrallerine yönelik devlet teşvikleri ile büyük projelere başlanmaktadır.

Rüzgar enerjisinin birçok avantajı bulunmakla birlikte iki büyük dezavantajı da bulunmaktadır. Bu dezavantajlar, santrallerin şehirden ve insandan uzağa konumlandırılması ile büyük oranda çözülebilirler. Rüzgar türbinlerinin en büyük dezavantajı yüksek bir gürültü yaymalarıdır. Bu gürültü dört yüz metre uzakta dahi bir buzdolabının sesi kadar desibel üretmektedir. Genelde şehirden uzak türbinlerin olmasından dolayı bu göz ardı edilebilir. İkinci sorun ise sesin ve türbinin fiziki yapısının doğal yaşama az da olsa zarar veriyor oluşudur. Yapılan çalışmalara göre kuş ölümlerinin yaklaşık olarak yüzde biri rüzgar türbinleri yüzünden olmaktadır.

Günümüzde rüzgar enerjisi türbinlerinin sorunlarının çözümüne yönelik olarak birçok araştırma yapılmaktadır. Bu sorunların ortadan kaldırılarak rüzgar enerjisinin tamamen çevreci olması amaçlanmaktadır. Günümüzde bile modern rüzgar türbinlerinin birçok parçası geri dönüştürülebilir malzemelerden üretilmektedir. Ayrıca enerji potansiyelinin tam olarak kullanılması amacıyla pil teknolojilerine de büyük yatırımlar yapılmaktadır. Rüzgar türbinleri kurulan bölgelerin genelde doğal yaşam alanı içerisinde olmasından dolayı yangın riskine karşı da otomasyon sistemleri geliştirilmekte; sürekli olarak türbinlere uygulanmaktadır.

Sonuç olarak rüzgar türbinleri insanların fosil yakıtlardan kurtulabilmesi için açılan kapılardan yalnızca birisi olmasına rağmen oldukça fazla umut vaat edenlerindendir. Bir rüzgar türbininin yaklaşık olarak üç bin evin yıllık ihtiyacını karşılıyor olması, rüzgar türbinlerinin ne kadar faydalı bir kaynak olduğunu ortaya koymaktadır. Yalnızca bir türbin yılda iki bin ton karbonunun salınımının önüne geçmektedir.

Santral Enerji

Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Optimum Kullanımı

Detaylı Bilgi Almak İçin